Archive for the ‘ Pc Game - Pc Oyunlar ’ Category

Borderlands the zombie island of Dr. Ned

Dün Arkadaşlarla Co-op oynarken, Keşke Left For Death bu grafiklerde diyip kendini içi temiz insan moduna sokan sevgili arkadaşım… :) Al sana bu grafiklerde zombie. Evet Önümüzdeki günlerde indirilebilir güncelleme paketi ile oyuna yeni bir hava katacak olan Borderlands oyununun Bazı ekran görüntüleri…
Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned
Borderlands - the zombie island of Dr. Ned
Borderlands - the zombie island of Dr. Ned
Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

Borderlands - the zombie island of Dr. Ned

 

Tarzı olan oyunları seviyorum; tarzı olan her şeyi sevdiğim gibi… Son zamanlarda oyun dünyası öyle bir hal aldı ki oyunlara belirli ve farklı bir tarzı aşılamak farz oldu. Tabii ki bunu söylemek kolay ama hayata geçirmek de bir o kadar zor; çünkü bütün emeği bir anda çamura bulayacak riskler söz konusu. Yine de bu risklerin göz önüne alınması, bütün detayların ince elenip sık dokunması, orijinal ve marjinal fikirlerin üzerine titrenmesi sonucunda şaheser niteliğindeki oyunlar çıkabiliyor ortaya. İşte böyle bir oyun, uzun zamandır perdesini açmayı bekliyordu. “Borderlands” diyordu kendine bu oyun ve FPS ile RPG tarzlarını birbirine katarak yeni bir oyun türünün, yani RPS’nin (Role Playing Shooter) doğuşuna öncülük edeceğini söylüyordu. Borderlands’in bir iddiası daha vardı. Önce “binlerce” dendi, sonra bu sayı “yüz binler” olarak ifade edildi ve en sonunda da “milyonlarca” dedikodusu dolanmaya başladı ortalıkta. “Hadi canım!” derken anladık ki oyunun silah repertuarındaki sayı, neredeyse sonsuzluğu işaret ediyordu. Bu kadarı yetmezmiş gibi, bir de görsel revizyondan geçti Borderlands ve bu değişimin sonuçları gerçekten heyecan vericiydi. Böylece beklemeye başladık Borderlands’i ve nihayet bekleyişimiz son buldu. Borderlands, devasa dünyasının kapılarını araladı ve Pandora’nın hazinesine göz diken avcıları teker teker içeriye almaya başladı.

Borderlands

Pandora’ya hoş geldiniz!

İnsanoğlu, sonunu kendi elleriyle hazırladığı dünyada yaşam kaynaklarını tükettikten sonra, yaşam umudunu başka bir gezegende arar. “Pandora” adında, sırlarla dolu bir gezegen keşfedilir ve bu gezegene koloniler halinde göçler başlar. Pandora’nın en büyük sırrı, “Vault” adında bir efsanedir ve bu efsaneye göre gezegenin bir yerlerinde sınırsız yaşam kaynakları bulunmaktadır. Böylece efsanenin peşine nice hazine avcıları düşer ama giden bir daha asla geri dönmeyecektir. Vault, gerçekten sadece bir efsane midir, yoksa gerçeğin ta kendisi midir, bilinmez ama insanlığın yok olmaması için bir kahramana ihtiyaç duyulacaktır. Bu kahraman, efsaneyi gerçeğe dönüştürecek ve Pandora’yı insanlığın yeni yuvası haline getirecektir. Peki bilin bakalım kim bu kahraman?

Pandora’yı insanlığın yeni yuvası olarak tanımladım az önce ama sanırım bu tanım, bu gezegeni sıcak ve sevimli bir yer haline getirdi. Hayır, Pandora öyle bir yer değil. Yakıcı güneş ışınlarının kavurduğu çöllerle kaplı olan, her zaman aç gezen vahşi yaratıkların ve psikopat hazine avcılarının yaşadığı ütopik bir gezegen Pandora. (Bu yeni tanımdan sonra gözünüzde büyük ihtimalle Mad Max filmi canlanacaktır.) Sizin olayınızsa bu uçsuz bucaksız topraklarda dolaşarak Vault efsanesinin izlerini aramaktan ibaret. Olayın kökü bu ama işinizin kolay olacağını ve kısa süreceğini sanmayın; çünkü Borderlands, her anlamda geniş, çok geniş bir oyun. Şunu peşin olarak söyleyeyim ki bu oyunu oynamaya başladıktan sonra kendinizi kaybedeceksiniz, bundan emin olun. Borderlands, size fazlanın da fazlasını sunacak ve “Yeni bir görev, yeni bir silah, yeni bir harita; hadi bir görev daha!” derken uzun bir süre Pandora’dan ayrılmak istemeyeceksiniz.

Uçsuz bucaksız bir dünya…

Pandora’daki uzun serüveninize başlamadan önce kendinize bir karakter seçmeniz gerekiyor ve Borderlands, size bu konuda dört ayrı seçenek sunuyor. Eğer ağır silahlar kullanmak ve bir grupta “tank” görevini üstlenmekse olayınız, Brick (Berserker) sizin için hazır ve nazır bekliyor. Yok, eğer makineli tüfek kullanmaktan yanaysanız, Roland (Soldier) ile tanışacaksınız demektir. Oyunun “Sniper” rolünü, uzun menzilleri sevenler için ideal bir karakter olan Mordecai (Hunter) üstleniyor. Lilith (Siren) ise olayın bambaşka bir boyutu. Borderlands evreninin sayılı Siren’larından biri olan Lilith, büyü yetenekleriyle hayranlarını bekliyor. Karakter seçiminizi yaptıktan sonra Pandora topraklarına ilk adımınızı atıyorsunuz ve sizi “Claptrap” adlı komik bir robot karşılıyor. Bu robot eşliğinde Firestone kasabasına doğru yol alıyor ve oyunu nasıl oynayacağınızı kabaca öğreniyorsunuz. Bundan sonrasındaysa asıl olay başlıyor ve genişledikçe genişleyen, uzadıkça zevki katlanan bir oyunun içinde buluveriyorsunuz kendinizi.
Borderlands

Az önce Borderlands için “RPS” terimini kullandım ama sanırım bu terim, oyunun türünü net bir şekilde ortaya koymaya yetmedi. O halde bu konuda biraz ayrıntıya girelim ve kısmen de olsa bir netlik sağlayalım. Borderlands bir FPS oyunu ama içeriğinde RPG öğelerini de bulunduruyor. Aslında bu iki tarz, birbiriyle dengeli ve uyum içerisinde; öyle ki oyunu oynarken her iki tarzı da iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Her RPG oyununda olduğu gibi bu oyunda da bir seviye sistemi var ve oyun boyunca toplayacağınız tecrübe puanlarıyla seviyeniz yükseldikçe yükseliyor. Beşinci seviyeden sonra karakteriniz için bir de yetenek ağacı ortaya çıkıyor ve seviye atladıkça bu ağacın dallarını dilediğinizce süsleyebiliyorsunuz. Sonuçtan memnun kalmadığınızdaysa belirli bir ücret karşılığında yeteneklerinizi sıfırlayabiliyorsunuz.

On yüz bin milyon silahçık!

Bir FPS oyununda maksimum kaç tane silah görebilirsiniz? Bunu bir düşünün ya da boş verin düşünmeyi; çünkü o sayı iki elin parmaklarını geçmeyecektir. Şimdi ben size milyonlardan bahsedeceğim ve Borderands’deki silah ve mühimmat sayısını hayal etmek için sizi yalnız bırakacağım. Bu miktarı duyduğum zaman ben de kulaklarıma inanamamıştım ama ortada yalan veya abartılmış bir durum olmadığını anlamam uzun sürmedi. Evet, Borderlands’de gerçekten çok fazla sayıda silah ve mühimmat çeşidi var. Bomba fırlatan pompalı tüfekler, yüksek voltajlı makineli tüfekler, alevli mermiler fırlatabilen tabancalar ve daha neler neler… Yani olay o kadar uç noktalarda ki bulduğunuz güzel bir silahı arkadaşınıza anlatmak istediğinizde, “Dün bir silah buldum var ya…” diye bir cümleye başlayıp tıkanabilirsiniz. Başlangıçta iki tane silah ve üç tane el bombası taşımakla sınırlısınız ama oyun ilerledikçe taşıyabileceğiniz silah ve bomba kapasitesi artıyor. Bunların yanı sıra el bombalarına farklı yetenekler yükleyen cihazları ve sağlığınız açısından önem teşkil eden zırhları da yanınızdan eksik etmemenizde fayda var.

Görevler yapalım, zindanlarda cirit atalım!

Oyunun temeli, görev almak ve bu görevleri tamamlamak üzerine kurulu. Ana görevlerle oyunun hikayesini takip ediyor ve Vault efsanesine doğru adım adım ilerliyorsunuz. Ana görevlerin yanı sıra, bulunduğunuz haritanın çeşitli bölgelerindeki ilan panolarından alacağınız yan görevleri de maceranıza dahil edebiliyorsunuz. Tabii ki tamamladığınız her görev, size yüklü bir tecrübe puanı ve önemli mühimmatlar olarak geri dönüyor. Görevlerin birçoğu birbirine benzer yapıda olsa da daha faklı ve eğlenceli görevlerle de karşılaşıyorsunuz. Olayın en güzel yanı da şu: Göreviniz ne kadar zorlu ve uzun süreli olursa olsun, hiçbir şekilde sıkılmıyorsunuz. Oyundaki her görevi yapmak zorunda da değilsiniz tabii ki ama seviyeli (?) ve güçlü bir karaktere sahip olmak için bu görevleri atlamamanız gerekiyor; aksi taktirde ana görevlerden ağlayarak dönebiliyorsunuz.
Borderlands

Bu oyun anlatmakla bitmez, hatta oynamakla bile bitmez. Öyle ki oyunun tamamı hiçbir inceleme yazısına sığmaz. Borderlands’i oynamaya niyetliyseniz -ki öyle olmamanız için hiçbir sebep yok- ne demek istediğimi oyunu oynarken daha iyi anlayacaksınız. Kabaca Borderlands, cel-shade teknolojisiyle görsellik anlayışını doruk noktasına taşıyan, devasa haritalarıyla sınırları zorlayan, milyonlarca silah seçeneğiyle ağızları açık bırakan ve RPG öğeleriyle tadına tat katan bir oyun. Eğer kafa dengi bir veya birkaç arkadaşınızı da yanınıza alabilirseniz, bu oyundan alabileceğiniz zevkin haddi hesabı olmaz. Böyle arkadaşlarınız yoksa da üzülmeyin, tek başınıza da Pandora’ya yetersiniz. O halde daha fazla beklemeyin; Pandora’ya ilk adımlarınızı atın ve merak etmeyin, pişman olmayacaksınız.

Oyunlarda tarza önem veriyor, sınırlardan hoşlanmıyor ve her zaman daha fazlasını istiyorsanız, Borderlands tam size göre bir oyun. Daha önce de bu iddialarla karşılaşmış ve sonuçlardan pek tatmin olmamış olabilirsiniz ama Borderlands, iddialarını laf olsun diye ortaya atmıyor.

Oynayın ve sonucu kendi gözlerinizle görün. 9,3

Kaynak: Level

 


Tür : Aksiyon / Bilim Kurgu / Fantastik / Çizgi Roman
Yönetmen : Gavin Hood
Senaryo : David Benioff
Görüntü Yönetmeni : Donald McAlpine
Müzik : Harry Gregson-Williams
Yapım : 2009, ABD

Oyuncular

Hugh Jackman (Logan/Wolverine) , Ryan Reynolds (Wade Wilson / Deadpool) , Liev Schreiber (Victor Creed / Sabretooth) , Taylor Kitsch (Remy LeBeau / Gambit) , Dominic Monaghan (Barnell Bohusk / Beak) , Lynn Collins (Silver Fox) , Danny Huston (William Stryker)
Mutant hayatına devam eden Wolverine, kız arkadaşını öldürdüğü için Victor Creed (Sabertooth)’dan intikamını almak istemektedir ve en sonunda mutant silahı X programına katılmaya karar verir.

Birçok başarılı esere imza atmış olan yazar David Banioff bu sefer kendi tarzından biraz dışarı çıkıyor.

 

Resident Evil 4′ün çıkış tarihinden itibaren bu güne kadar gösterdiği başarı ve aldığı takdirin bir sonucu olarak tanımlayabileceğimiz Resident Evil 5′in demosu geçtiğimiz günlerde görücüye çıktı. 4. Oyundan aldıkları ilham ile geliştirilen ve serinin takipçilerini ‘acaba çok mu benzeyecek yoksa daha iyisi mi olacak?’ soruları arasında bırakan Capcom, bu seferlik paçayı yırttı gibi. Ama bir sonraki Resident Evil’da bu kadar kredileri bulunmayacak.

Sıcak ülkenin sıcak insanları

Seriden çok iyi tanıdığımız Chris Redfield’ın, orijinal Resident Evil’dan 10 sene sonra, Afrika’da meydana gelen olayları incelemesi için gönderildiği görevi konu alıyor yeni oyunumuz. Yanımızdaki melez hatun Sheva Alamora ile kendinden geçmiş ve öldürmeye programlanmış zombiler arasında, bize verilen tek görevi yerine getirmeye çalışıyoruz; Hayatta kalmak. Yalnız, Redfield’a sağlanan imkanlar ve metrekareye düşen zombi sayısını hesaba kattığımızda, işler tahmin ettiğimizden de zor ve karın ağrısı içinde gerçekleşiyor. 

Resident Evil 5, gerek kamera açısı, gerekse kontroller açısından abisi 4. oyun ile neredeyse aynı. Sizi hızlı bir şekilde aksiyona zorlasa da, alışık olan oyuncular ortama hemen uyum sağlayacaklardır. Yeni hikaye ile birlikte gelen yeni eklentiler ise ön yargı dolu takipçileri biraz sıkabilir. Öncelikle eşya (inventory) sistemi artık gerçek zamanlı işliyor. Serinin ayrılmaz bir parçası olan oyunu durdurup, karakter üzerindeki değişiklikleri yapma imkanı artık yok. Y tuşu ile ekrana gelen çantamızda, kullanmak istediğimizi seçiyoruz. Sırtımıza atlamaya hevesli onlarca zombi arasında bunu yapmak, göründüğü kadar kolay değil ne yazık ki,. Bunu kolaylaştıran etken ise D Pad’in hızlı silah/eşya seçimi için atanabiliyor olması. Yani ok tuşları ile çantamıza girmeden, istediklerimiz arasında geçiş yapabiliyoruz.

Silah kullanımı da aynı şekilde korunmuş. LT ile nişan alırken, RT ile ateş ediyor ve bir gözümüzü mermi sayısından hiç ayırmıyoruz. Çünkü şarjör değişimini unuttuğumuz anda, her taraftan zombi saldırısa uğramak mümkün. Hareket ederek ateş etme imkanı olmadığı için, bir parmağımızın, sırtımızdaki ufak(!) çakıyı sevgili zombilere sunan LB tuşunda olmasında da büyük fayda var. Bayılan veya sersemleyen zombileri ise son bir hamle ile yere sermek veya karınlarına vurduğumuz sağlam bir yumruk ile halletmek elimizde.

Capcom’un sunduğu bir diğer yenilik ise partnerimiz. Hikayeye nasıl dahil olduğunu şu an için bilmediğimiz Sheva Alamora, tüm oyun boyunca yanımızda bulunacak. Birçok oyunda göstermelik bulunan bu özellik, Resident Evil 5′de çok başarılı oturtulmuş. Alamora, sizinle gerçek zamanlı olarak mermi/sağlık paylaşıyor, yapmanız gereken şeyler için (şarjör değiştir gibi) sizi uyarabiliyor, ayrıca karakter kontrolünü kaybettiğinizde, sizi elinden geldiğince hızlı bir şekilde kurtarıyor. Tüm bu yapılanları, siz de aynı şekilde Sheva üzerinde uygulayabiliyorsunuz. Onu kurtarmak, mermi/sağlık paketi ya da silah paylaşmak elinizde. Yapay zekanın başarılı olarak işlediğini görsek de, Co-op’un verdiği tat başka tabii ki. O yüzden, imkanınız var ise Online Co-op, en azından Split Screen Offline Co-op oynamanızı öneririm. (Evet, hepsi demoda mevcut)

Teknik olarak ‘göz kamaştırıyor’ terimi sanırım en doğru seçim olacaktır. Özellikle ışıklandırmalardaki özen, Afrika’nın ölümcül sıcağını çok iyi hissettiriyor. Lost Planet ve Devil May Cry 4′de kullanılan grafik motorunun (MT Framework) nimetlerini sonuna kadar kullanıyor diyebilirim. Yalnız görseldeki özen, ne yazık ki animasyonlarda pek mevcut değil. Özellikle karakterlerin ölüm ve vurulduktan sonraki verdikleri tepkiler, 4. Oyundan birebir olarak alınmış. Havoc’un yapabileceklerini bildiğimiz için, Capcom bu sefer biraz kolaya kaçmış demek yanlış olmaz.

Virüs’ün yayılmasına çok az kaldı

Mart ayının ikinci haftasında PlayStation 3 ve Xbox 360 için piyasada olması beklenen Resident Evil, umarım demosundaki potansiyeli tüm oyun boyunca korur. Sunduğu Co-op imkanı ve 4. oyunun sorunsuz sisteminin biraz daha gelişmiş bir versiyonu olarak karşımıza çıkacak olması, beklentileri arttırmaya yererli. Ama giriş cümlesinde dediğimiz gibi, bu seferlik oldu sanki. Fakat bir sonrakinde bu kadar anlayışlı oyuncular bulabileceklerini sanmıyorum.

 

Kaynak: TrGamer

 

Company of  HEROES oynuyanlar bu filmi izlesinler özellikle alman ırkıyla oynayanlar, Sonrada oyunda bol bol Officer çıkarsınlar :))

 

 

 Tür : Gerilim / Dram/Yönetmen : Bryan SingerSenaryo : Christopher McQuarrie , Nathan AlexanderGörüntü Yönetmeni :Newton Thomas SigelMüzik : John OttmanYapım : 2009, ABD / Almanya

Oyuncular

Tom Cruise (Claus von Stauffenberg) , David Bamber (Adolf Hitler) , Stephen Fry , Carice van Houten (Nina Von Stauffenberg) , Thomas Kretschmann (Otto Ernst Remer) , Bill Nighy (Friedrich Olbricht) , Tom Wilkinson (Friedrich Fromm)

İkinci Dünya Savaşı sırasında, birkaç Alman subayı Adolf Hitler’e suikast yapmayı planlarlar. Ayrıca savaşı bitirme adına da güçlerini kullanmaya başlarlar. Valkyrie adı verdikleri operasyon sayesinde Nazi hükümetine karşı bir ayaklanma başlatırlar.   

Operasyonun başında olan Albay Claus von Stauffenberg Tom Cruise tarafından canlandırılıyor. Tarihte de önemli bir yer etmiş olan Albay Stauffenberg, bu uğurda her şeyi göze almaya hazırdır.

Yönetmenliğini Bryan Singer‘ın yaptığı Valkyrie‘nin senaryosu da Olağan Şüpheliler filminin senaristine emanet edilmiş. 

 

Üç sinema filmi, çizgi romanlar, video oyunlar, çizgi filmler, t-shirt’ler ve sayısız oyuncakla örümcek adam dünyamızda epey bir yer kazandı. Artık küçük- büyük herkesin ilgilendiği bir seri. Biz de bu serinin video oyunlar koluyla ilgileniyoruz.

Sevgili Kahramanımız beyaz perdede yakaladığı başarıyı, video oyunlarda gösteremese de, ortalamanın üzerinde bir çizgi sergiledi. Önceki oyunlar gerek hafif aksiyonu gerekse kolay bulmacaları ile genellikle küçük yaştaki oyuncuların ilgisini çekerken, yeni oyunumuz yani Web of Shadows her yaş grubuna hitap edercesine bol aksiyonlu serüvenler sunuyor. Zira seride kayda değer bir gelişim söz konusu. Sevdiğimiz kahramanı kabuk değiştiriyorken görmek gerçekten hoş.

Gölgelerin Ağı

Yeni oyunumuz bilim kurgu film ve oyunlarında görmeye alıştığımız bir konuyu ele alıyor. Adları “Simbiyot” olarak bilinen uzaylı bir ırk Dünya’yı istila etmek için New York şehrine akın ediyor ve hızlı bir şekilde Manhattan’ın sokaklarında yıkıma başlıyorlar. Duruma el koyan kahramanımız Örümcek Adam’la Simbiyot’lar arasında amansız bir mücadele başlıyor. Bizde bu mücadelede kahramanımızı kontrol ederek Manhattan’ın kaderini çiziyoruz. Ayrıca yeni oyunumuzda Marvel’dan tanıdığımız (Nuck Fury, Power Man gibi) birçok karakter bize eşlik ediyor. Bunun yanı sıra oldukça fantastik ve sıra dışı yaratıklarla savaşma imkanı buluyoruz. Tüm bunlara ek olarak, yeni oyunumuz 24 Nisan’da vizyona girecek olan “Spider Man 4″ filmiyle de konu olarak çakışıyor. Bu sayede yeni filmle ilgili birçok bilgiye dolaylı olarak ulaşıyoruz. Ancak senaryo bir yerden sonra asıl amacından çıkarak bizleri daha farklı maceralara sürüklüyor. Bu durumu hemen hemen tüm film oyunlarında gördüğümüz için fazla takılmadan oyuna başlayabiliriz. Oyunu açtığımızda şirin bir menü bizleri karşılıyor. “New Game” seçeneğine tıkladıktan sonra oyuna başlıyoruz. Şimdiye kadar ki, tüm Spider Man oyunlarında olduğu gibi Web of Shadows’da da görev öncesinde etkileyici videolar bizleri karşılıyor. Bu videolar hem senaryoyu hem de görevleri daha iyi kavrama anlamında bize kaynaklık ediyor. Oyun ekranında can barımızın yanı sıra sol-alt köşede bir harita yer alıyor. Harita üzerinde renkli bölgelere giderek görev alanlarına kolaylıkla ulaşıyoruz. Görevler genellikle Simbiyotlar’ın zarar verdiği bölgelerde geçiyor. Düşmanlarımız oyun boyunca New York’un çeşitli bölgelerine zarar veriyorlar. Bizim yapmamız gerekenler de bu olaylar çerçevesinde gelişiyor. Bize verilen görevler genellikle bu bölgelerdeki yıkımı azaltmak, kaçırılan insanları kurtarmak ve olabilecek hasarları önlemek şeklinde. İlk başta basit gibi gözüken görevler ilerleyen bölümlerde, zor bir yapıya bürünüyor. Özellikle oyunda karşılaştığımız sıra dışı yaratıklar kendi özel güçlerinin yanı sıra teknolojik anlamda da büyük geliştirme göstermişler. Olağanüstü güçleri ışın tabancaları, uzay gemileri ve koruyu kalkanlarla birleşince bizleri fena halde zorluyorlar.

Oyunda ana yaratıkların dışında artık hemen hemen her oyunda görmeye alıştığımız boss’lardan mevcut. Boss dövüşleri sırasınca sizleri oldukça güçlü yaratıkların beklediğini itiraf edebilirim. Çünkü kolları 1-2 metre civarında olan ya da inanılmaz dövüş mekaniklerine sahip birçok boss’la birebir karşılaşıyorsunuz. İşte bu açıdan oyunun oldukça heyecanlı ve sürükleyici bir yapısı mevcut. Ayrıca oyunun ilerleyen bölümlerde oldukça zorlaşan düşmanlarımızla dövüş anlarında gayet etkileyici savaş sahneleri ortaya çıkıyor. Bir an olsun nefes almanıza izin vermeyen uzun kollu yaratıklara karşı ağ fırlatarak o köşeden bu köşeye zıplamak ya da karakterimizin combo’larıyla karşılık vermek bol aksiyonlu bir oyun yapısı ortaya çıkarıyor. Aslında bu özellikleriyle oyunumuz bir yanda da her cinsten oyuncuyu eğlendirecek ve zorlayacak bir yapıya sahip olmuş. Oyunun bize sunduğu farklılıklardan bir diğeriyse, bazı zorlu görevlerde ve boss dövüşlerinde Marvel karakterlerinin yanımızda bulunması. Daha öncede dediğim gibi Power Man, X-Men, Nuck Fury, Storm, Black Cat ve Moon Knight gibi sayamadığım daha bir sürü Marvel karakteri oyunda bulunuyor. Marvel’dan tanıdığımız iyi karakterler bize yardım ederken, Venom gibi kötü ruhlu karakterlerle de sürekli mücadele halindeyiz. Ayrıca yanımızda bulunmasını istediğimiz kişileri de seçme hakkımız var. Böylece hoşumuza giden karakterleri yanımıza toplayabiliyoruz. İtiraf etmeliyim ki, bu fikri ilk duyduğumda burun kıvırmadım değil. Zira Marvel karakterlerinin oyunla ra bu hızlı girişlerinden pek de memnun değilim. Öte yandan Marvel’ın katıldığı oyunların başarısı ortada. O yüzden Marvel ismi artık pek de parlak gelmiyorken, Spider Man’e farklı bir hava kattıklarını söyleyebilirim. Zira zorlu boss dövüşlerinde Storm’un olağanüstü güçlerinden ya da Black Cat’in ataklığından yararlanmak hem işimizi kolaylaştırırken hem de oyunun atmosferini güçlendirmiş, dövüş anlarını daha heyecanlı kılmış. Öte yandan Venom’un özelliklerinin oyuna birebir taşınması farklı bir heyecan yaratıyor. Mesela Venom’un bulaştığı kişileri kötü yapması ve olağanüstü güçler vermesi Spider Man’e birçok yeni düşman doğuruyor. Ayrı yeten Venom Örümcek Adam’ın tüm zayıflıklarını ve örümcek hislerini biliyor. Oyunda bu bilgileri kullanarak büyük bir nefret beslediği Peter’a zarar vermeye çalışıyor. Tanıdık olduğumuz bu senaryo oyuna çok iyi aktarılsa da, Marvel karakterlerinin karışması senaryoda saçmalamaya yol açmış. Bu durumdan birçok oyuncunun hoşnut olacağı gibi bir kesim Marvel hayranları da şüphesiz sevineceklerdir.

Kaynak: TrGamer

 

wolfenstein 

1992 yılında piyasaya çıkan id Software imzalı 3D Wolfenstein, tarihte ilk FPS olma unvanına sahiptir. Bu tarihten önce 8 Bit Castle Wolfenstein ve Beyond Castle Wolfenstein oyunları çıkarıldı. Ama asıl dönüm noktası ilk 3D FPS Wolfenstein oldu. Üç boyutlu FPS’ler Wolfenstein’nın izinden giderek günümüzdeki son halini aldılar. Konu olarak kahraman asker ve ajan William Joseph Blazkowicz, oyuna adını veren Nazilerin ünlü kalesi Wolfenstein’da maceralara atılmıştı. O günlerden bu günlere çok şeyler değişti ancak Naziler emellerine ulaşmak için her türlü yola başvurmaktan bir an olsun geri durmuyorlar. Bu kez önemli bir buluşa imza atmışlar ve buldukları enerjiyle Almanya ve dünyanın kaderini değiştirmek üzere eylemlere geçiyorlar.

Doğaüstü olaylar

Return to Castle Wolfenstein’tan bu yana aradan sekiz yıl geçti. Raven Software ve id Software, II. Dünya Savaşı temasına farklı eklentiler yaparak değişik bir Wolfenstein hazırlıyorlar. Karanlık bir evren, değişik yaratıklar ve Naziler faaliyet gösteriyor. Naziler bu kez alışılagelmiş bir düşman kalıbının dışında olacak. Hikâyemiz gizli bir Alman şehri olan Isenstadt’ta geçiyor. Thule adında paranormal deneyler yapan Nazi topluluğu üyeleri, Black Sun adlı bir enerjiyi keşfederler. Naziler ellerindeki bu büyük gücü dünyaya yaymak için hemen işe koyulurlar. Black Sun enerjisi Nazilerin silahlarını güçlendiriyor, onların fiziki yapısını değiştirerek süper güçlü askerler haline getiriyor. Black Sun bizim dünyamızda değildir. Veil adlı paralel bir boyuttadır. Bu farklı evren koyu-parlak-mat yeşil renklerden oluşan bir atmosfere sahip olacak. Veil’de ayrıca Geist denilen mutasyona uğramış dev böcekler göreceğiz. Bu böcekler arıların çiçeklerden polen topladığı gibi Black Sun havuzlarından enerji absorbe edebiliyorlar. Nazilerin yanında bu yaratıklarla da uğraşmak zorunda kalacağız.

Alman toplumunun içinde Nazilerin bu çalışmalarından rahatsız olan ve onların karşısında olan bir örgüt vardır. Almanya’nın geleceğini şekillendirmek için aristokratların kurduğu bu örgütün ismi de Kreisau Circle’dır. Bu örgüt Nazilerin Black Sun adlı enerjiyi keşfettikleri haberini alınca gizli ajan William Joseph Blazkowicz’i (BJ) (Kontrol ettiğimiz karakter) Isenstadt’ta çağırıyorlar. Bu müttefik kuvvetlerle Nazilere karşı omuz omuza savaşacağız. Aslında onlara da çeşitli talimatlar verebiliyor olsaydık işin rengi daha da güzel olurdu. Kreisau Circle haricinde başka gruplarda oyunda mevcut ve onlarla da sosyal aktivitelere gireceğiz. Ana senaryonun dışında diğer oyunlardaki gibi Nazi altınlarını ve hazinelerini ele geçirmek için de yan görevler alabiliyoruz. Bu görevler sonunda yeteneklerimiz gelişeceği gibi silahlarımızı da geliştirebiliyoruz. Bu yetenek geliştirme işinde diğer gruplarla yapacağımız etkileşimlerde önemli etken olacak.

Black Sun’ı keşfeden Naziler bu kez daha güçlü

Almanya’nın değişen kaderi

Veil ile dünyayı birbirine bağlayan geçiş noktaları bulunuyor. Bu geçişler duvarlardaki özel işaretler vasıtasıyla bulunabiliyor. BJ ilk anda Veil’e geçemiyor. Oyunda ki RPG unsurlarıyla yeteneklerini geliştirmesi lazım. Yetenekleri güçlenen BJ kötülüğün kaynağı olan Veil’e geçiş yapıp Black Sun’ı yok etmek için uğraşacak. BJ, Veil’de dünyadakinden farklı olarak güçlenecek, daha da atletik olacak ve daha iyi görebilecek. Ayrıca dünyamızda olmayan gizli yolları bulabilecek. Yapımcıların açıkladığı dört güç var, ancak biri haricinde bunlar açıklanmamış durumda. Açıklanan ise BJ’nin “Zamanı Yavaşlatma” kabiliyetinin olması. Bu güce Mire ismi verilmiş. Mire’in belli bir dolum süresi var ve kendi kendini şarj edilebiliyor.

Nazi askerleri Black Sun sayesinde doğaüstü güçler kazandığı için dünyada özel bir zırh tarafından korunuyorlar. Üstelik hepsinin de ellerinde, hedefini parçacıklara ayıran silahlar var. Altını önemle çiziyorum bu silah oyundaki en etkili silahlardan biri. Dünya’da Nazileri öldürmek oldukça zor olacağı için, Veil’e geçiş yapıp onların zayıf noktalarını bulmamız gerekiyor. Mesela Nazilerin ağır zırhına güç sağlayan tüpü, onlara gizliden yaklaşarak ve özel güçlerimizi kullanarak patlatabileceğiz. BJ klasik savaş metotlarının yanında hedefe giden alternatif yolları kullanabilecek. Üstte dost müttefikler savaşırken kanalizasyonu kullanarak Nazilerin karargâhlarına sızabileceğiz ya da binaların içinden geçerek hedefe ulaşmaya çalışacağız. Kontrol tamamen sizde, ister Nazileri barikatlardan ilerleyip tek tek avlayın, isterseniz alternatif yolları kullanarak ağır makineli yuvalarını imha edin. 2. Dünya Savaşı silahları olan Tommy, MG42, WWII hafif ve ağır makineli silahları, Flamethrower’i (BJ ile özdeşleşmiş alev silahı) ve Nazilerin silahlarını ele geçirip kullanabileceğiz.

Wolfenstein da, Quake 4 motorunun geliştirilmiş bir versiyonu kullanılacak. Videolardan izlediğimiz kadarıyla gerek dünyaya ait sahneler, gerekse Veil Evreni başarılı bir şekilde betimlenmiş. Sıcak çatışmaların canlılığı, görsel içerik, ses ve efektler kendini belli ediyor. Umarım Wolfenstein’tan beklentilerimiz bizi hayal kırıklığına uğratmaz.

Multiplayer Wolfenstein

Gelelim işin diğer bir önemli tarafına. Çoklu oyuncu modu için yoğun bir çalışma yürütülüyor. Ücretsiz olarak oyun severlere sunulan Online paket Wolfenstein: Enemy Territory oldukça başarılı bir şekilde hazırlanmıştı. Yapımcılar bu çizgiden ayrılmadan yine oyun severleri heyecan dalgasında sürükleyecek bir içerik hazırlıyorlar. Multiplayer modda takım-sınıf bazlı mücadeleler, Veil Evreni, Black Sun destekli silahlar ve doğaüstü yetenekler bulunacak.

 

 

Wolfenstein konusu ve atmosferiyle oldukça başarılı bir yapım olacak gibi duruyor. Oyunumuz PC, PS3 ve X360 için hazırlanıyor. Sizde Black Sun’ı keşfeden ve doğaüstü güçler kazanan Nazileri merak ediyorsanız, 2009 içinde çıkacak olan oyunu bekleyin. Ajan BJ bir yerlerde kontrol edilmek için sizi bekliyor.

 

Kaynak: Merlininkazanı

 

silverlight ile yapılmış zevkli bir oyun

Tower Defence

 

Fallout3, Operation Anchorage




Bethesda Şirketi, Fallout 3 oyununa, “Operation Anchorage” isimli ilk ek paketini yayımladı. Paket, Alaska'nın Anchorage bölgesinin işgalcileriyle olan savaşımızı konu alıyor. Yeni görevimiz ile birlikte “Covert Ops” perki, yeni silahlar ve zırhlar geliyor. Operation Anchorage, Xbox 360 için 800 Microsoft Puana ve PC için ($10) satılıyor. Ne yazık ki bu paketten Playstation 3 oyuncuları yararlanamıyor.



Şubat ayının sonlarına doğru Pittsburgh ve Pensilvanya bölgelerinin yer aldığı ikinci ek paket “The Pitt” yayımlanacak. Son paket olan olan “The Broken Steel” ise mart ayında çıkacak.

Kaynak: Merlininkazani

 

We get the latest details on this follow-up to the explosive strategy game Company of Heroes.

2006’s Company of Heroes changed what people have come to expect from real-time strategy by focusing on explosive, small-scale battles featuring squads of soldiers behind enemy lines in World War II–soldiers with the ability to drive tanks through walls and blow up buildings. The game expanded in 2007 with the stand-alone game Opposing Fronts, and later this year, developer Relic Entertainment is getting ready to finish its next follow-up, Tales of Valor, which will be a stand-alone game that won’t require the original game. It’ll also have plenty more smashing tanks through walls and exploding buildings. Senior producer Tim Holman explains. 

Company of Heroes

GameSpot: Give us an update on Tales of Valor. What aspects of the game is the team working on at this point?

Tim Holman: We’re closing bugs at the moment and about to finish–close enough that we started thinking about the wrap party!

GS: We understand that Tales of Valor will be a stand-alone product rather than an expansion that requires the original game. Why go in this direction for the product? What exactly will players get out of the box?

TH: We’d rather make our content accessible to any new players rather than having them fork out cash for the original, and we don’t want to split our multiplayer community. You will get three short campaigns (instead of one long campaign), three new multiplayer games modes, new units for multiplayer, new skirmish maps, and more.

GS: We understand that the campaigns will have an even stronger focus on small-scale tactical battles, including the Tiger Ace campaign, in which you basically play as a single tank crew rather than controlling an army. Why the even smaller-scale focus? What does this add to the experience?

TH: We’ve done big campaigns focused on telling long stories, and this time we wanted to do more intimate stories of small groups of soldiers fighting against overwhelming odds. It’s hard to create that when you have a huge army behind you, but when you’ve got only a small number of troops, it’s easier to create that tension.

Company of Heroes

GS: Tales of Valor will also have an arcade-style “direct fire” mode for the King Tiger tank in the Tiger Ace campaign. What does this new mode add to the game? Will we see it anywhere else other than in Tiger Ace?

TH: Players can play units in the regular way, but direct fire gives even more intimacy. In the hedgerow-and-city terrain of [the] Tiger Ace [campaign], it makes for some fun tactical maneuvering and fire control. And yes, [it's used for] other units. Defend against a rush of infantry with an HMG, funnel tanks toward your direct-fire-controlled 88, and my personal favorite, painting the landscape with fire, with my direct fire flamethrower (and that’s just a few). We only use it in the single-player missions and one of the operations modes–original multiplayer stays the same.

GS: We understand the expansion will include a new set of multiplayer vehicles. Give us a rundown of them, how they work, and what they add to the game.

TH: I can only reveal some right now, so I’ll do [a few of my] favorites. The first is the Schwimmwagon–this amphibious vehicle was used as a scout car–which acts as a great early-game harassment and capture vehicle. The second would be the Hellcat, a mean little tank destroyer used by the Allies. And then there is the Kangaroo, which the British used. It acts as a troop carrier and, while slower than others, is much more [heavily] armored. These new units are swapped for existing units and fill the role of the unit they are replacing in multiplayer, but people can also play with the “classic” units.

GS: What other additions and tweaks to Company of Heroes’ multiplayer will Tales of Valor add?

TH: While there are some adjustments to multiplayer balance based off community feedback, the biggest multiplayer addition are the game modes. Invasion is a cooperative mode where players defend a town against waves of attackers–a very fun comp-stomp mode. In Assault, players choose a hero unit and join a larger battle to push back the front lines of their enemy and destroy their base. And finally we have Panzerkrieg. Multiplayer tank destruction using direct fire is a recipe for mayhem.

Company of Heroes 

GS: Finally, is there anything else you’d like to add about Tales of Valor, or about Company of Heroes in general?

TH: Tales of Valor has allowed us to create a more-intimate single-player experience while greatly expanding multiplayer. We think we’ve struck a good balance that meets the needs of both audiences.

GS: Thanks, Tim. Looking forward to it.

Kaynak: GameSpot 

 

Failed loading C:\Program Files\Zend\ZendOptimizer-3.3.0\lib\ZendExtensionManager.dll